İklim Krizi Kadınları Neden Daha Fazla Etkiliyor?
İklim değişikliği hepimizi etkiliyor. Ama herkesi eşit şekilde değil.
Bazı gruplar bu kriz karşısında daha savunmasız. Kadınlar da onlardan biri. Özellikle kırsalda yaşayan,tarım ilee uğraşan, düşük gelirli, göçmen ya da tek başına çocuk büyüten kadınlar… İklim değişikliği onların hayatını doğrudan ve derinden etkiliyor.
Peki neden?
Geçim Kaynakları Tehdit Altında
Gelişmekte olan ülkelerde, tarım sektöründe çalışanların büyük kısmını kadınlar oluşturuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre bu oran %45 ila %80 arasında.
Ama iklim değişikliğiyle birlikte tarımda işler zorlaşıyor. Kuraklıklar, seller, dengesiz hava koşulları toprağın verimini düşürüyor. Üretim azalıyor. Kadınlar daha çok çalışıyor ama daha az kazanıyor. Üstelik çoğu zaman erkeklerle aynı işi yapmalarına rağmen daha az gelir elde ediyorlar.
İklim değişikliği suyu ve kaynakları kıtlaştırıyor.Buna bağlı olarak su kaynaklarına erişim sıkıntısı yaşanması kadınların üzerine binen yükü artırıyor. Zaman ve enerji kaybı, kadınların eğitime ya da gelir getirici işlere katılımını engelliyor.
Göç ve Güvenlik Riski
İklim değişikliği yüzünden insanlar evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Toprak çatlıyor, deniz yükseliyor, seller geliyor… Sonuç: göç.
Kadınlar bu süreçte daha büyük risklerle karşı karşıya kalıyor. Özellikle geçici yerleşim alanlarında şiddet, cinsel saldırı ve barınma sorunları kadınları daha savunmasız hale getiriyor.
Eğitim ve Bilgiye Erişim
İklim değişikliğiyle mücadele edebilmek için bilgiye ihtiyaç var. Ama dünya genelinde hâlâ pek çok kadın eğitime eşit şekilde erişemiyor. Bu, hem bireysel hem de toplumsal olarak iklim krizine hazırlıksız yakalanmak anlamına geliyor.
Oysa kadınların katılımı, çözümün de bir parçası olabilir.
Kadınlar Sadece Etkilenen Değil, Direnen de
Kadınlar çevreyi koruma, doğal kaynakları akıllı kullanma, yerel dayanışma ağları kurma konusunda güçlü bir birikime sahip. Su hasadı, gıda muhafazası, tohum saklama gibi becerilerle, yaşadıkları yerlerde iklim krizine karşı adım atan, topluluğunu harekete geçiren insanlar genelde yine kadınlar oluyor.
Bu yüzden iklim adaleti konuşulurken, toplumsal cinsiyet adaletinden bağımsız bir çözüm düşünmek mümkün değil.
Sonuç: Krizden Adil Bir Geçiş Mümkün
İklim değişikliği, toplumsal eşitsizlikleri büyütüyor. Ama aynı zamanda bu eşitsizlikleri dönüştürmek için bir fırsat da sunuyor.
Kadınların bilgi ve deneyiminden yararlanan, karar süreçlerine katılımını destekleyen politikalarla daha dirençli toplumlar kurmak mümkün. Krizi adil bir geçişe dönüştürmek için kadınları sadece “etkilenen” olarak değil, “dönüştüren” olarak görmek gerekiyor.
Ve bunu yapmanın zamanı tam da şimdi.
Kaynaklar:
- WWF-Türkiye. İklim krizinin gölgesinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği. wwf.org.tr
- KEDV. Türkiye’de İklim Adaleti: Kadınlar ve Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği. kedv.org.tr
- Jin Dergi. İklim değişikliğinin kadınlar üzerindeki etkisi. jindergi.com
Kadın Kooperatifleri İklim Değişikliğine Nasıl Direniyor?
İklim krizi, sadece çevresel değil; aynı zamanda toplumsal bir sorun. Bu kriz, en çok da kırılgan grupları etkiliyor. Kadınlar, özellikle kırsal bölgelerde yaşayanlar, bu krizden doğrudan etkileniyor. Ancak kadınlar, sadece etkilenen değil; aynı zamanda çözümün de bir parçası. Kadın kooperatifleri, iklim değişikliğine karşı dayanıklılık oluşturmanın ve sürdürülebilir kalkınmanın önemli aktörleri olarak öne çıkıyor.
🌱 Kadın Kooperatifleri Nedir ve Neden Önemlidir?
Kadın kooperatifleri, kadınların bir araya gelerek ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlara birlikte çözüm aradığı dayanışma yapılarıdır. Bu kooperatifler, kadınların ekonomik güçlenmesini sağlarken, aynı zamanda toplumsal cinsiyet eşitliğini destekler ve yerel kalkınmaya katkıda bulunur.
🔄 İklim Değişikliğine Karşı Kadın Kooperatiflerinin Rolü
Kadın kooperatifleri, iklim değişikliğine karşı çeşitli alanlarda direnç oluşturur:
- Sürdürülebilir Tarım: Kadın kooperatifleri, iklim dostu tarım yöntemlerini benimseyerek toprağın verimliliğini artırır ve çevresel sürdürülebilirliği destekler.
- Gıda Güvencesi: Kooperatifler, yerel gıda üretimini teşvik ederek toplulukların gıda güvencesini sağlar ve dışa bağımlılığı azaltır.
- Afetlere Hazırlık: Kadınların liderliğinde oluşturulan kooperatifler, afet risklerini azaltma ve kriz anlarında dayanışma ağları kurma konusunda etkilidir.
- Eğitim ve Farkındalık: Kooperatifler, üyelerine iklim değişikliği konusunda eğitimler vererek toplumsal farkındalığı artırır ve bilinçli hareket etmeyi teşvik eder.
🤝 Sonuç: Kadın Kooperatifleriyle Güçlü Bir Gelecek
Kadın kooperatifleri, iklim değişikliğine karşı toplumsal dayanıklılığı artırmanın ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamanın anahtarlarından biridir. Türkiye’de de kadın kooperatifleri, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli adımlar atmaktadır. Bu kooperatifler, kadınların bilgi, deneyim ve liderliklerini bir araya getirerek hem çevresel hem de toplumsal sorunlara çözüm üretir. Desteklenen ve güçlendirilen kadın kooperatifleri, daha adil, eşitlikçi ve sürdürülebilir bir geleceğin inşasında önemli bir rol oynar.
📚 Kaynaklar
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: Kooperatifler, kadınların kaynaklara ve ekonomik fırsatlara erişimini artırarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkıda bulunuyor
- KEDV: KEDV ve Kadın Kooperatifleri Hareketi
- Yenigün Gazetesi: Geleceği kurarken toprağı unutma
Tarımda Kadın Gücü ve İklim Değişikliği: Mücadele, Riskler ve Çözümler
İklim değişikliği, tarım sektörünü derinden etkileyen küresel bir krizdir. Bu kriz, özellikle kırsal bölgelerde yaşayan kadın çiftçileri daha fazla etkilemektedir. Kadınlar, tarımsal üretimde önemli bir rol oynamalarına rağmen, iklim değişikliğinin getirdiği zorluklarla başa çıkmakta çeşitli engellerle karşılaşmaktadırlar.
🌾 Kadınların Tarımdaki Rolü
Gelişmekte olan ülkelerde tarımsal iş gücünün yaklaşık %43’ünü kadınlar oluşturmaktadır. Kadınlar, ailelerinin ve toplumlarının gıda güvenliğini sağlamak için tarımsal üretimde aktif olarak yer almaktadırlar. Ancak, iklim değişikliği nedeniyle artan kuraklık, sel ve diğer aşırı hava olayları, kadınların tarımsal üretim kapasitelerini olumsuz etkilemektedir.
🌍 İklim Değişikliğinin Kadın Çiftçiler Üzerindeki Etkileri
İklim değişikliği, kadın çiftçilerin karşılaştığı mevcut zorlukları daha da artırmaktadır. Su kaynaklarının azalması, toprak verimliliğinin düşmesi ve tarımsal hastalıkların artması gibi faktörler, kadınların üretim verimliliğini azaltmakta ve geçim kaynaklarını tehdit etmektedir. Ayrıca, kadınların tarımsal bilgiye, teknolojilere ve finansal kaynaklara erişimde karşılaştıkları engeller, iklim değişikliğine uyum sağlama kapasitelerini sınırlamaktadır.
💪 Kadınların Mücadele Stratejileri
Kadın çiftçiler, iklim değişikliğine karşı çeşitli stratejiler geliştirerek mücadele etmektedirler. Bu stratejiler arasında:
- Sürdürülebilir Tarım Uygulamaları: Kadınlar, organik tarım, agroekoloji ve su tasarrufu sağlayan sulama teknikleri gibi sürdürülebilir tarım uygulamalarını benimseyerek iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya çalışmaktadırlar.
- Kooperatifleşme: Kadınlar, tarımsal kooperatifler kurarak bilgi ve kaynak paylaşımını artırmakta, pazarlama gücünü yükseltmekte ve dayanışma içinde hareket etmektedirler.
- Eğitim ve Kapasite Geliştirme: Kadınlar, iklim değişikliği konusunda eğitim programlarına katılarak bilgi düzeylerini artırmakta ve yeni tarımsal teknikleri öğrenerek üretimlerini iyileştirmektedirler.
🔄 Çözüm Önerileri
Kadın çiftçilerin iklim değişikliğine karşı direncini artırmak için aşağıdaki adımlar önemlidir:
- Politika Desteği: Kadınların tarımsal üretimdeki rollerini tanıyan ve destekleyen politikalar geliştirilmelidir.
- Eğitim ve Bilgiye Erişim: Kadınların iklim değişikliği konusunda eğitime ve tarımsal bilgiye erişimleri artırılmalıdır.
- Finansal Kaynaklara Erişim: Kadınların tarımsal kredilere ve finansal hizmetlere erişimleri kolaylaştırılmalıdır.
- Teknoloji ve Altyapı Desteği: Kadınların tarımsal teknolojilere ve altyapıya erişimleri sağlanarak üretim kapasiteleri artırılmalıdır.
🧭 Sonuç
Tarımda kadın gücünün desteklenmesi, iklim değişikliğine karşı daha dirençli ve sürdürülebilir tarım sistemlerinin oluşturulmasında kritik bir rol oynamaktadır. Kadınların bilgi, deneyim ve liderlikleri, iklim değişikliğine karşı etkili çözümler geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle, kadın çiftçilerin güçlendirilmesi ve desteklenmesi, iklim değişikliğiyle mücadelede öncelikli bir strateji olmalıdır.
📚 Kaynaklar
İklim Göçü ve Kadınlar: Yeni Hayatlara Zorlanan Kadınlar
İklim Göçü Nedir?
İklim göçü, iklim değişikliği nedeniyle insanların yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kalmalarıdır.Kuraklık, sel, deniz seviyesinin yükselmesi gibi çevresel faktörler, insanların geçim kaynaklarını tehdit eder ve onları göçe zorlar.
Kadınlar Neden Daha Fazla Etkileniyor
Kadınlar, iklim göçünden erkeklere göre daha fazla etkilenir. Bunun başlıca nedenleri şunlardır:
- *Geçim Kaynaklarının Kaybı: Kadınlar, tarım ve hayvancılık gibi doğaya bağlı sektörlerde yoğun olarak çalışr.İklim değişikliği bu sektörleri olumsuz etkileyerek kadınların geçim kaynaklarını tehdit eder.
- *Artan Ev İçi Yük: Su ve yakacak gibi kaynakların azalması,erişim problemlerinin yaşanması kadınların bu kaynaklara ulaşmak için daha fazla zaman ve enerji harcamasına neden olur.
- *Eğitime Erişimde Engeller: Artan ev içi sorumluluklar, kız çocuklarının okula devam etmelerini zorlaştırır, bu da uzun vadede kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmasını engellemektedir.
Göç Sürecinde Kadınların Karşılaştığı Zorluklr
Göç süreci, kadınlar için çeşitli riskler taşır:
- Güvenlik Sorunları:Göç sırasında kadınlar, cinsel şiddet ve istismara maruz kalma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
- Sağlık Hizmetlerine Erişim: Göç eden kadınlar, özellikle üreme sağlığı hizmetlerine erişimde zorluk yaşayabilir.
- Sosyal Destek Eksikliği:Yeni yerleşim yerlerinde kadınlar, sosyal destek ağlarından yoksun kalabilir, bu da psikolojik sorunlara yol açabilir.
Çözüm Önerileri
Kadınların iklim göçünden daha az etkilenmeleri için şu adımlar atılabilir:
- Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Sağlama: Kadınların karar alma süreçlerine katılımını artırmak ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, kadınların güçlenmesine katkı salar.
- Eğitim ve Bilinçlendirme: Kadınlara yönelik eğitim programları, iklim değişikliği ve göç konularında farkındalık yaratır ve kadınların bu süreçlere hazırlıklı olmalarını salar.
- Sağlık Hizmetlerine Erişimi Artırma: Göç eden kadınların sağlık hizmetlerine, özellikle üreme sağlığı hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak önemlidir.
Sonuç
İklim göçü, kadınları orantısız bir şekilde etkileyen bir kriz. Kadınların bu süreçte karşılaştıkları zorlukları anlamak ve onlara yönelik çözümler geliştirmek, hem toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak hem de iklim değişikliğiyle etkin mücadele etmek için gereklidir.
📚 Kaynaklar
Suya Erişim Sorunu ve Kadınların Yükü: Kuraklıkla Artan Eşitsizlik
İklim değişikliği, çoğu zaman uzak ve soyut bir mesele gibi konuşuluyor. Ancak iklim değişikliğinin sonuçlarını artık günlük hayatta sıkça görmekteyiz. Özellikle su söz konusu olduğunda. Kuraklık, yalnızca çevreyi değil; hayatın ritmini, evin düzenini, toprağın bereketini ve sofranın içeriğini etkiliyor.
Ve bu döngünün merkezinde çoğu zaman kadınlar var.
Su Getirmek Hâlâ Kadının Sorumluluğunda
Kuraklık arttıkça suya ulaşmak zorlaşıyor. Kaynaklar kuruyor ya da uzaklaşıyor. Bu da kadınların daha fazla zaman ve enerji harcaması anlamına geliyor. Sadece fiziksel değil; zihinsel ve duygusal olarak da yoran bir süreç olarak kadınları etkiliyor.
Kuraklık Tarımı Nasıl Etkiliyor?
Kuraklık, çiftçiliğin doğrudan düşmanı. Yağışların azalması, toprakta nemin kaybolması, sulama kaynaklarının kuruması… Bu zincirin sonunda üretim düşüyor. Ektiğin çıkmıyor. Emeğin boşa gidiyor.
Kadınlar, özellikle küçük ölçekli tarımda önemli bir rol oynuyor. Evlerinin bahçesinde sebze yetiştiriyor, tarlada çalışıyor, kooperatifler aracılığıyla ürünlerini pazarlıyor. Ama su kıtlığıyla birlikte bu üretim modeli kırılıyor.
Toprakla kurdukları bağ zayıflıyor, üretimden kazandıkları gelir düşüyor. Bu da ekonomik olarak bağımsızlaşma yolundaki kadınlar için problem oluşturuyor.
Kadın Kooperatifleri Neden Önemli?
Kadın kooperatifleri, kırsalda bir araya gelmenin, birlikte üretmenin ve dayanışmanın önemli bir örneği. Hem ekonomik hem sosyal olarak güçlenme imkânı sunuyor. Ancak kuraklık, bu yapıların da dengesini bozuyor.
Kuraklık → Ürün azalıyor → Pazarda yer bulmak zorlaşıyor → Gelir düşüyor → Kooperatifin sürdürülebilirliği tehlikeye giriyor.
Bazı kooperatiflerde üyeler arasındaki bağlar zayıflıyor, bazı yerlerde üretim tamamen duruyor. Bir araya gelmenin motivasyonu kırılıyor. Kadınlar yeniden yalnız kalıyor.
Görünmeyen Yük: Psikolojik Etkiler
Bu sürecin sadece ekonomik değil; ciddi duygusal ve sosyal sonuçları da var. Kadınlar, hem ailede hem üretimde sorumluluk taşıyor. Su kıtlığı, iklim belirsizliği, geçim kaygısı… Hepsi üst üste bindiğinde ciddi bir stres, tükenmişlik ve çaresizlik duygusu yaratıyor.
Çoğu zaman “idare etme” yükü kadına düşüyor. Su yoksa yemek de yok, temizlik de yok, üretim de yok. Kadınlar çözüm üretmeye çalışıyor ama koşullar buna izin vermiyor.
Neler Yapılabilir?
Bu döngüyü kırmak için hem yerel hem ulusal düzeyde adımlar atılmalı. Kadınların suya erişimi, sadece bir çevre meselesi değil; bir eşitlik meselesidir.
- Su altyapısı güçlendirilmeli. Yağmur suyu hasadı, küçük sulama sistemleri gibi yerel çözümler desteklenmeli.
- Kadın kooperatifleri kuraklığa dayanıklı hale getirilmeli. Tarım dışı üretim alanları (örneğin gıda işleme, el işi) teşvik edilmeli.
- Kadın çiftçilere özel destekler verilmeli. Finansman, eğitim ve teknoloji erişimi artırılmalı.
- Su politikaları toplumsal cinsiyet perspektifiyle hazırlanmalı. Kadınlar karar alma süreçlerine dahil edilmeli.
Sonuç
Kuraklık, suya erişimi zorlaştırmakla kalmıyor; kadınların hayatını çok boyutlu şekilde etkiliyor. Günlük ev sorumluluklarından tarımsal üretime, kooperatif çalışmalarından kişisel sağlığa kadar uzanan geniş bir zincir var burada. Bu zincirin her halkası kuraklıkla birlikte daha kırılgan hale geliyor.
Kadınlar bu zorluğu yalnızca bireysel olarak değil; dayanışma ve kolektif üretimle aşmaya çalışıyor. Ancak bu çaba, yeterli destekle buluşmadığında sürdürülebilir olmuyor.
Eğer kadınları sadece iklim krizinin mağduru olarak değil, çözüm ortağı olarak görürsek; daha adil, daha dirençli ve daha yaşanabilir bir gelecek mümkün. Suya erişim hakkını güvence altına almak, iklim politikalarında kadınların sesini duyurmak ve onları güçlendirmek, artık bir tercih değil; bir zorunluluk olmaktadır.
Kaynaklar
Afetler Sonrası Kadınların Rolü: Dayanışma, Yeniden Kurma ve Liderlik
Kadınlar, afetlerin hem görünür hem de görünmeyen etkilerine en çok maruz kalan gruplardan biridir. Gündelik yaşamda üstlendikleri bakım emeği, aile sorumluluğu ve toplumsal roller nedeniyle kriz anlarında çok yönlü sorumluluklar üstlenirler. Bu durum, kırsalda tarımla geçinen ya da kooperatiflerde birlikte üretim yapan kadınlar için daha da çetrefillidir.
Tarım, birçok kadın için sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda yaşadığı toprakla, topluluğuyla ve kendi kimliğiyle kurduğu bağdır. Kuraklık, sel, deprem gibi afetler bu bağa zarar verir. Ürettikleri ürün, pazar ağı, gelir kaynağı zarar görür. Kooperatif içinde yürütülen dayanışma ve üretim döngüsü sekteye uğrar.
Ancak bu kırılganlığa rağmen, afet sonrası süreçlerde sahada pek çok kadın görmekteyiz. Kadın kooperatifleri bu anlamda sadece ekonomik değil, sosyal dayanışmanın da merkezinde yer almaktadır. Bu dayanışma iyileşmenin, gelişmenin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.
Kadınlar En Kırılgan, Ama Aynı Zamanda En Aktif
Yapılan araştırmalarda, afet anlarında kadınlar daha fazla fiziksel ve psikolojik risk altındadır. Deprem, sel veya yangın gibi yıkıcı olaylarda kadınların ölüm riski daha yüksektir. Bunun yanında, afetin ardından ortaya çıkan stres bozukluğu, depresyon, anksiyete ve uyku bozuklukları gibi ruhsal etkiler, kadınlarda daha sık ve daha ağır seyretmektedir.
Kadınların Liderliği Resmî Olmasa da Gerçektir
Afetlerden sonra ortaya çıkan ilk ihtiyaç, yalnızca barınmak ya da beslenmek değil; düzen kurmaktır. İnsanlar alıştıkları hayatın dışında kalınca, yeniden bir yapı oluşturma çabası başlar. Bu süreçte, kadınların oynadığı rol dikkat çekicidir.
Kadınlar, afet sonrası dönemde çoğu zaman organize olma, temel ihtiyaçları belirleme ve toplulukla iletişim kurma konusunda ön planda yer alır. Bu roller, resmi bir görevden ziyade yaşam deneyimiyle kazanılmış pratiklerden doğar.Bu yaşam deneyimleri, hızlı ve yerinde çözümler üretmelerini sağlar.
Kadınların bu süreçlerdeki katkıları, planlama ve yönetim aşamasında da değerlendirildiğinde daha etkili sonuçlar alınabilir. Yerel yönetimler, afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde kadınların bilgi ve deneyiminden faydalanarak toplumun ihtiyaçlarını daha doğru tespit edebilir.
Kadınların gösterdiği bu liderlik refleksi, desteklendiğinde sürdürülebilir hale gelir. Kooperatifler, yerel destek ağları ya da sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bu katkılar daha da güçlenebilir. Kadınların sahada gösterdiği inisiyatif, rehberlik ve kriz yönetimi becerileri, yerel toplumların hızlı iyileşmesine doğrudan katkı sağlar.
Kadınların afet sonrası süreçlerde üstlendiği rol, zamanla doğal bir liderliğe dönüşebiliyor. Bu liderlik her zaman resmi bir unvanla görünür olmasa da, sahadaki karşılığı güçlü ve etkili. Bu katkıyı desteklemek, toplumun krizlere karşı daha dirençli hale gelmesine yardımcı olur.
Yapılması gereken, bu tecrübeyi tanımak, sistemle ilişkilendirmek ve desteklemektir. Çünkü afet yönetimi sadece teknik değil, insani bir iştir. Ve insanı en iyi anlayan, çoğu zaman sahadaki o sessiz liderlerdir.
Ruh Sağlığı: Görünmeyen Yaralar
Afetlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine bakıldığında travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon ve uyku bozuklukları gibi sorunlar, kadınlarda erkeklere kıyasla daha yaygın. Özellikle yaşlı kadınlar ve çocuklu anneler, bu durumdan daha fazla etkileniyor.
Ruhsal sorunlar genellikle geç teşhis ediliyor ya da hiç edilmeden normalleştiriliyor. Oysa bu belirtiler, uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına ve sosyal dışlanmalara yol açabiliyor.
Ne Yapmalı?
Afet sonrası iyileşme sürecinin sürdürülebilir ve kapsayıcı olması için kadınlara sadece yardım götürmek yeterli değil. Onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak, karar süreçlerine dahil etmek, psikolojik ve sosyal destek sağlamak gerekiyor.
- Kadınların ruh sağlığına özel programlar geliştirilmeli
- Yerel düzeyde kadınların katılımıyla afet komiteleri oluşturulmalı
- Hemşireler, ebeler ve ruh sağlığı profesyonelleri sahada daha etkin çalışmalı
- Kadınlara yönelik sosyal destek sistemleri güçlendirilmeli
Sonuç
Afetler, herkesi etkiler. Ama etkisi herkes için aynı değildir. Kadınlar, afetlerin fiziksel yıkımından çok daha fazlasını yaşar: görünmeyen, konuşulmayan, çoğu zaman fark edilmeyen bir yük taşırlar.
Travmalarla başa çıkmaya çalışırken aynı anda çocuklarına, yaşlılara, komşularına kol kanat gererler. Temel ihtiyaçları organize eder, destek ağları kurar, iyileşme sürecinin ilk adımlarını atarlar. Tüm bunları, çoğu zaman sessizce ve sistemin dışında yaparlar.
İşte bu yüzden kadınlar afet sonrası yalnızca destek bekleyen değil; çözüm üreten, iyileştiren, yeniden inşa eden aktörlerdir. Onları sürecin merkezine koymak; hem toplumsal adaletin gereği, hem de sağlıklı bir toparlanmanın şartıdır.
Gerçek iyileşme, kadınların sesini duymakla başlar. Onlara alan açmak,kolektif direncin temelidir.
Kaynaklar
- Alkan R., Tandoğan Ö. (2023). Türkiye’deki Doğal Afetlerin Kadın Sağlığı Üzerine Etkileri. Balkan Sağlık Bilimleri Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 3.
- World Health Organization (2023) – Türkiye Deprem Durum Raporu
- American Psychiatric Association (2013). DSM-5
- NTV ve Habertürk Deprem Arşivleri
Kadınlar İçin Yeşil Gelecek: Kadın Odaklı İklim Politikaları Mümkün mü?
İklim değişikliği, tüm dünyayı etkileyen bir krizdir. Ancak bu krizin etkileri, toplumun farklı kesimlerinde farklı şekillerde hissedilir. Kadınlar, özellikle de kırsal bölgelerde yaşayan ve tarımla uğraşan kadınlar, iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha savunmasızdır. Kuraklık, sel ve diğer iklim olayları, kadınların geçim kaynaklarını tehdit ederken, aynı zamanda onların günlük yaşamlarını da zorlaştırmaktadır.
Kadınlar, sadece iklim değişikliğinin mağdurları değildir. Aynı zamanda çözümün de bir parçasıdırlar. Kadınların bilgi ve deneyimleri, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir kaynak olabilir. Kadınların liderliğinde kurulan kooperatifler ve topluluk girişimleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve doğal kaynakların korunması gibi alanlarda etkili çözümler sunmaktadır.
Uluslararası düzeyde, iklim politikalarının toplumsal cinsiyet eşitliğini gözetmesi gerektiği kabul edilmektedir. Paris Anlaşması ve Lima Çalışma Programı gibi belgeler, kadınların iklim politikalarına katılımının önemini vurgulamaktadır. Ancak bu hedeflerin hayata geçirilmesi için daha fazla çaba gerekmektedir.
Kadın odaklı iklim politikaları, sadece kadınların ihtiyaçlarını karşılamakla kalmaz, aynı zamanda toplumun genelinde daha adil ve sürdürülebilir çözümler sunar. Kadınların bilgi ve deneyimlerinin politika yapım süreçlerine dahil edilmesi, iklim değişikliğiyle mücadelede daha etkili sonuçlar elde edilmesini sağlar.
🔹 Kadınların İklim Politikalarındaki Rolü
İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş, kadınların iklim değişikliği süreçlerinde etkin rol almasının önemine dikkat çekmiştir.Kadınların kapsayıcı bakış açısı ve gezegene şefkatli yaklaşımının iklim kriziyle mücadelede faydalı olabileceğini belirtmiştir.Ayrıca, kadınların sürece mümkün olduğunca dahil edilmesi ve etkin bir şekilde onlarla çalışılması hedeflenmektedir.
🔹 Sıfır Atık Girişimi ve Kadınların Katılımı
Sıfır Atık Girişimi, çevre ve iklim konularında kadınların önemli ve etkili bir yere sahip olduğunu göstermektedir. Bu girişim, kadınların çevre politikalarında liderlik rolünü desteklemekte ve kadınların çevreye duyarlı uygulamalarda aktif katılımını teşvik etmektedir.
🔹 Ulusal Strateji Belgelerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği
İklim Değişikliği Başkanlığı, 2024-2030 İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı ile İklim Değişikliğine Uyum Stratejisi ve Eylem Planı’nda toplumsal cinsiyet eşitliğine vurgu yapmıştır. Bu belgelerde, kadınların iklim değişikliğiyle mücadele süreçlerine katılımının artırılması ve kadın odaklı politikaların geliştirilmesi hedeflenmektedir.
🔹 İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’nda Kadın Temsiliyeti
Kadın odaklı politikaların geliştirilmesi için İklim Değişikliği Koordinasyon Kurulu’na Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı da dahil edilmiştir.Bu adım, kadınların iklim politikalarında daha fazla temsil edilmesini ve karar alma süreçlerine katılımını desteklemektedir.
Bu gelişmeler, Türkiye’nin iklim politikalarında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten bir yaklaşım benimsediğini ve kadınların iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü güçlendirmeyi hedeflediğini göstermektedir.
Kaynaklar:
- İklim Değişikliği Politikalarında Kadının Güçlendirilmesi Paneli
İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş’ın kadınların süreçteki rolüne dair açıklamaları.
🔗 iklim.gov.tr – Haber Kaynağı - İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı (2024–2030)
Bu belgede toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların katılımına yönelik politikalar yer alıyor.
🔗 Strateji Belgesi PDF - Anadolu Ajansı – Panel Haberi
Kadının iklim politikalarındaki rolü ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sürece dahil edilmesi.
🔗 aa.com.tr – Panel Haberi
Enerjiye Erişim: Kadınlar Ne Durumda?
Enerji, günlük hayatın neredeyse her alanına dokunan bir ihtiyaç. Yemek pişirmekten su ısıtmaya, çocukların ders çalışmasından küçük ölçekli üretimlere kadar birçok şey, güvenilir ve sürdürülebilir enerjiye bağlı. Bu süreçte kadınların yaşadığı deneyimler, özellikle kırsal bölgelerde dikkat çekici bir tablo sunuyor.
Fakat mesele sadece bireysel ihtiyaçlar değil. Enerjiye erişim, toplulukların dayanışma biçimlerini, üretim kapasitelerini ve sosyal bağlarını da şekillendiriyor. Bu bağlamda kadınların kurduğu kooperatifler, hem enerji kullanımında hem de enerjiye dair farkındalıkta önemli bir rol üstleniyor.
Enerji ve Kadının Gündelik Hayattaki Yeri
Kadınlar evde, tarlada, pazarda ve üretimde aktif. Enerjiye erişim, bu alanlardaki işleri daha verimli ve daha güvenli hâle getiriyor. Örneğin, bir kooperatif mutfağında çalışan kadınlar için yeterli aydınlatma ve güvenli pişirme sistemleri, sadece üretimi artırmakla kalmaz; aynı zamanda zaman tasarrufu ve sağlık açısından da fayda sağlar.
Yenilenebilir enerji çözümleri (güneş paneli, biyogaz gibi) ise küçük işletmelerin sürdürülebilirliğini artırıyor. Bu çözümler kadın kooperatiflerinin faaliyetlerini daha çevre dostu ve maliyet açısından sürdürülebilir hâle getirmesine imkân tanıyor.
Kadın Kooperatifleri: Enerjinin Gücüyle Büyüyen Dayanışma
Kadın kooperatifleri, sadece ekonomik kalkınma alanları değil; aynı zamanda bilgi paylaşımı, topluluk oluşturma ve ortak çözüm üretme merkezleri. Enerji konusundaki deneyimlerini paylaşan kadınlar, birbirlerini bilgilendiriyor, teşvik ediyor ve beraber büyüyorlar.
Örneğin, güneş enerjisiyle çalışan kurutma makineleri sayesinde meyve-sebze kurutma yapan bir kooperatif, hem gelirini artırabiliyor hem de yıl boyunca üretim yapabiliyor. Bu tür uygulamalar sadece üretimi değil, kadınlar arasındaki güven duygusunu da besliyor.
Dayanışmanın Enerjiye Yansıması
Kooperatiflerde bir araya gelen kadınlar, birbirlerinin ihtiyaçlarını daha hızlı fark ediyor. Enerji eksikliği yaşayan bir üyeye destek olmak, daha verimli bir sistem kurmak için birlikte çözüm aramak ya da yeni bir ekipman almak için kolektif bütçe oluşturmak gibi adımlar atılabiliyor.
Bu da gösteriyor ki, enerji sadece teknik bir konu değil; aynı zamanda toplumsal bağları ve işbirliğini güçlendiren bir alan.
Daha Güçlü Kooperatifler İçin Neler Yapılabilir?
- Kadın kooperatiflerine enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji konularında eğitimler düzenlenebilir.
- Enerji ekipmanlarına erişim için yerel destek ve hibeler artırılabilir.
- Başarılı uygulamalar paylaşılabilir, ilham verici örnekler görünür kılınabilir.
- Kooperatifler arası işbirliği ile enerji çözümleri birlikte geliştirilebilir.
Sonuç
Enerjiye erişim, kadınların günlük yaşamını kolaylaştıran bir unsur olmanın ötesinde, üretimlerini artıran, topluluk içinde dayanışmayı güçlendiren bir araç hâline dönüşebilir. Kadın kooperatifleri, bu dönüşümün merkezinde yer alarak yalnızca üretimi değil; birlikte hareket etmenin, bilgiyi paylaşmanın ve daha sürdürülebilir bir gelecek kurmanın örneğini sunuyor.
Dayanışmayla büyüyen bu yapılar, enerjinin en çok işe yaradığı yerlerde çalışıyor: Hayatın tam içinde.
Kaynaklar
- Kadın Kooperatifleri Kadına Sosyal Güçlenme Sağlıyor
Akdeniz Kadın Arabulucular Ağı’nın yaptığı araştırma, kadın kooperatiflerinin ekonomik ve sosyal güçlenmedeki rolünü ortaya koymaktadır.
Sivil Sayfalar - Kırsal Kalkınmada Kadın Kooperatiflerinin Rolü: Ahatlı Kadın Kooperatifi Örneği
Bu çalışma, kırsal kalkınmada kadın kooperatiflerinin etkisini Ahatlı Kadın Kooperatifi üzerinden incelemektedir.
ResearchGate - Kadın Kooperatifleri ile Ekonomik Dönüşüm: Sorunlardan Çözüme
Batı Akdeniz’deki kadın kooperatiflerinin, kadınların ekonomik yaşamlarında nasıl değişim yarattığını ele alan bir makale.
TISEJ - Kadın Kooperatifleri Buluşması Raporu
Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) tarafından hazırlanan rapor, kadın kooperatifleri arasındaki bilgi ve deneyim alışverişini kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. KEDV Raporu (PDF) - Türkiye’de Kadın Kooperatifleri: Mevcut Durum Analizi, Kadın Güçlenmesi ve İstihdam Yaratma Potansiyeli
Bu çalışma, Türkiye’deki kadın kooperatiflerinin mevcut durumunu ve kadınların güçlenmesine etkisini analiz etmektedir.
ResearchGate
İklim Değişikliğine Uyumda Kadın Kooperatiflerinin Gücü
İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün meselesi. Değişen yağış rejimleri, artan sıcaklık, su kaynaklarının azalması… Bu yeni koşullara uyum sağlamak, sadece bireysel değil; toplumsal bir çaba gerektiriyor. Tam da bu noktada, kadın kooperatifleri önemli bir rol üstleniyor.
Kadınların bir araya gelerek kurduğu kooperatifler, iklim değişikliğine karşı sadece üretim değil; bilgi, dayanışma ve çözüm ağı da oluşturuyor.
Değişen Koşullara Uyum: Tarımda Yeni Yaklaşımlar
İklim değişikliğinin etkilerini ilk hisseden gruplardan biri, tarımla uğraşan kadınlar. Kooperatif çatısı altında üretim yapan kadınlar, bu sürece hızlıca uyum sağlamak adına yöntemlerini geliştiriyor:
- Daha az su isteyen ürün çeşitlerine yöneliyorlar,
- Organik tarım ve geleneksel tohum kullanımını artırıyorlar,
- Toprak erozyonuna karşı koruyucu tarım tekniklerini uyguluyorlar.
Bu değişimler yalnızca bireysel değil; kolektif olarak planlandığında çok daha etkili oluyor. Kadın kooperatifleri işte bu yüzden güçlü bir değişim aktörü hâline geliyor.
Bilgi Paylaşımı ve Yerel Deneyimlerin Önemi
Kadın kooperatifleri, yalnızca üretim birliği değil; aynı zamanda birer öğrenme ortamı. İklim değişikliğine dair bilgi ve deneyim, bu yapılarda doğal bir şekilde yayılıyor. Hangi bölgede ne tür kuraklık yaşanıyor? Hangi yöntem daha etkili sonuç veriyor? Bu sorulara yanıtlar, kadınlar arasında karşılıklı paylaşım yoluyla şekilleniyor.
Yerel bilgi ve pratikler, büyük politikalardan çok daha hızlı çözüm sunabiliyor.
Küçük Adımlar, Büyük Etkiler
Kadın kooperatiflerinin yaptığı her uygulama, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sağlar. Gıda israfının azaltılması, kompost üretimi, topluluk bahçeleri kurulması, yerel tohumların korunması gibi faaliyetler çevre dostu uygulamalar olarak öne çıkıyor.
Bu adımlar aynı zamanda topluluğun iklim değişikliğine karşı daha dirençli olmasını sağlıyor. Kriz anlarında birlikte hareket etmeyi öğrenmiş gruplar, yeni koşullara çok daha kolay adapte oluyor.
Dayanışma İklimi Güçlendirir
Kooperatifler, sadece üretim değil; moral, motivasyon ve topluluk dayanışması açısından da çok güçlü yapılardır. Zor zamanlarda yalnız olmadığını bilmek, bilgiye birlikte ulaşmak ve çözümü birlikte aramak kadınların iklim krizine karşı dayanıklılığını artırıyor.
Bu yapılar, toplumsal iyileşmenin ve iklimle birlikte yaşamanın pratik laboratuvarları gibi çalışıyor.
Sonuç
İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca büyük planlarla değil, yerelde atılan küçük ama etkili adımlarla başarıya ulaşabilir. Kadın kooperatifleri, iklim değişikliğine uyum sürecinde bu adımların merkezinde yer alıyor. Bilgi, deneyim, üretim ve dayanışma… Tüm bu unsurlar, uyumun temelini oluşturuyor.
Kadınların birlikte kurduğu yapılar, iklimle birlikte değişen dünyaya birlikte uyum sağlamanın en güçlü örneklerinden biri hâline geliyor.
Kadınlar, Gıda Güvencesi ve İklim: Tarladan Tabağa Mücadele
İklim değişikliği, tarımsal üretimi etkiledikçe gıda güvencesi daha kırılgan bir hale geliyor. Kuraklık, sel, mevsimsel kaymalar ve toprak verimliliğinin azalması, özellikle küçük ölçekli üreticileri ve kırsalda yaşayan kadınları doğrudan etkiliyor.
Ama bu değişen koşullar, kadınların üretimden tüketime kadar uzanan gıda zincirinde daha bilinçli, daha kolektif ve daha dirençli adımlar atmasına da neden oluyor.
Gıda Üretiminde Kadının Yeri
Kadınlar, özellikle kırsalda aile tarımının taşıyıcısı konumunda. Tohumdan hasada kadar sürecin her aşamasında aktif olarak yer alıyorlar. Sebze-meyve üretimi, hayvancılık, gıda işleme ve saklama gibi alanlarda hem ev içi tüketimi sağlıyor hem de yerel pazara katkı sunuyorlar.
Ancak iklim değişikliğine bağlı olarak üretim koşullarının zorlaşması, kadınların hem geçim kaynaklarını hem de toplulukların gıda güvenliğini tehdit ediyor.
Kadın Kooperatifleriyle Tarladan Tabağa Dayanışma
Kadın kooperatifleri, bu soruna çözüm üretmenin en güçlü örneklerinden biri.
- Kuraklık gibi iklimsel zorluklara karşı birlikte üretim ve planlama yapılabiliyor,
- Geleneksel tohumlar korunuyor,
- Yerel ve mevsimlik ürünlerin önemi vurgulanıyor,
- İsrafın önüne geçen yöntemler uygulanıyor.
Örneğin bazı kooperatifler, fazla ürünleri kurutarak ya da konserveleyerek yıl boyunca kullanılabilir hâle getiriyor. Bu da sadece ekonomik fayda değil, gıda zincirinde süreklilik sağlıyor.
Bilgi, Deneyim ve Gıda Egemenliği
Kadınlar arasında bilgi paylaşımı; hangi ürün iklim değişikliğine daha dayanıklı, hangi yöntem toprağı yormuyor, suyu nasıl daha tasarruflu kullanabiliriz gibi konularda farkındalık oluşturuyor. Bu kolektif deneyim, “gıda egemenliği” dediğimiz, kendi gıdasını kendi kontrol eden topluluklara doğru atılmış güçlü bir adım oluyor.
Kadınların Gıda Güvencesine Katkısı Ne Anlama Geliyor?
- Aile içi beslenme güvencesi artıyor.
- Toplumun kırılgan gruplarına (çocuklar, yaşlılar) doğrudan fayda sağlanıyor.
- Yerel ekonomiye katkı sürüyor.
- Çevreye duyarlı üretim biçimleri yaygınlaşıyor.
Yani kadınlar, sadece üretici değil; aynı zamanda koruyucu, aktarıcı ve sürdürülebilirliğin teminatı hâline geliyor.
🧭 Sonuç
İklim değişikliği, gıda güvencesi açısından büyük bir tehdit. Ancak kadınların dayanışma içinde kurduğu üretim yapıları, bu tehdide karşı güçlü bir cevap niteliğinde.
Kadın kooperatifleri aracılığıyla bilgi paylaşımı, kolektif üretim, yerel çözümler ve çevreye duyarlı yöntemlerle gıda sisteminde daha dirençli ve adil bir yapı mümkün. Tarladan sofraya uzanan bu mücadele, hem kadınların emeğini görünür kılıyor hem de toplumun gıda geleceğini güvence altına alıyor.
Kaynaklar